Anasayfa2019-04-02T15:48:21+03:00

İNSANLAR ve KARİZMALARI

Karizma veya karizmatik kavramlarını çok duyuyoruz değil mi? Zaten anlamını bilse de bilmese de herkes “karizmatik” olmak peşinde. Bu kavram nedense daha çok erkeklere, özellikle de genç ve yakışıklı erkeklere yakıştırılıyor. Sanki kadınların, çocukların veya yaşlıların “karizmaları” olamazmış gibi!

Karizma kelimesi; İngilizcede “sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği”(charisma) anlamında kullanılmaktadır. Bu sözcük Almancada aynı manaya gelen “charisma” kelimesinden alıntıdır. (İlk kullanımı: 1922 Max Weber, Alm. sosyolog.) Kökeni Eski Yunancaya dayanmaktadır. Eski Yunancada “sevinmek, sevinç duymak” fiilinden türetilmiş; “zarafet, lütuf, güzel davranış” kavramlarının karşılığı olarak kabul edilmiştir.

Karizma kavramının sözlüklerdeki diğer anlamlarının özeti de şöyle:

“Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç. Kişisel nitelik, karakter özellikleri… Kişinin, birçok farklı ortamda bulunduğunda bile o çevrelerde de kendisine saygı duyulmasını sağlayan hali, durumu ve davranışlarından ötürü kazandığı göreceli statü…”

“Bu da nereden çıktı şimdi?” dediğinizi duyar gibiyim; hemen sebebini arz edeyim: […]

Bu Bir Emine Bulut Yazısı Değildir!

 

Toplum olarak iyi-kötü, güzel-çirkin ve maddi-manevi her şeyi çok çabuk, acelenin de acelesi bir biçimde tüketiyor; yiyip bitiriyoruz. Önümüze ne gelirse acil bir biçimde eritip yok ediyor; gözümüzü yenisine, yenilerine dikiyoruz. Bu yüzden belki midemiz ve zihnimiz doymuş olsa bile gözümüz bir türlü doymuyor. Hepimiz birer modern tüketim tapınağı yaptık bedenimizi, zihnimizi ve ruhumuzu. Yine hepimiz tükettiklerine tapan varlıklar olup çıktık maalesef.

Trafikte hızlı ve aciliz. Maçta da öyle. Tatile giderken de öyleyiz, dönerken de! Yemek isterken de, yerken de! Neye ulaşmak istiyorsak hemen olmasını istiyoruz. Hızlı ve acilen zengin olmak; hekim, hakem ve hâkim olmak istiyoruz. Bütün olaylara anında hükmetmek ve üst perdeden ahkâm kesmek vazgeçilmez huyumuz olmuş. Ne söylersek hemen olacak, ne istersek anında gelecek! Olmasa mızmızlanmaya başlıyoruz. Hatta mızmızlanmakta ve huysuzluk etmekte bile hızlı ve aciliz.

Nitekim pek çok hadiseyi değerlendirirken bu aculluğumuzla balıklama dalıyoruz konunun içine. Hükmümüzü veriyor, muhatabı kimse yargılayıp asıyoruz hemen oracıkta. Güya ülkemizde idam cezası yok ama hepimizin yanında, etrafında, ortamında, zihninde sürekli birilerini sallandırdığımız darağaçları adeta cirit atıyor.  […]